03 Aralık 2009 Perşembe

İÇİMDEN ŞU ZALİM ŞÜPHEYİ KALDIR YA SEN GEL YA BENİ ORAYA ALDIR

Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa birkaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.

Dünya. Çıplak omuzlar üstünde duran.
Herkes alışkın dölyatağı borsalarla ağulanmış bir dünyaya
Benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
Önce kalbim lânete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın Styks sularını heyulâsı sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla saban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.

İnsanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen gözüken birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.

Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.

04 Kasım 2009 Çarşamba

anonim

nazar eyler isen surette sen ile ben var
amma ki hakikatte ne sen var ne ben var

31 Ekim 2009 Cumartesi

Causes of death of philosophers

Anselm: Than which no deadlier can be conceived
Berkeley: Divine neglect
Comte: Went negative
Darwin: Became unfit
Descartes: Stopped thinking
Einstein: Diced with God
Epictetus: Crime of passion
Epicurus: Nothing to worry about
Frege: Fell under a concept
Freud: Slipped
Fukuyama: History restarted
Gettier: Fatal counter-example
Heraclitus: Fell in the same river twice
Hume: Committed to the flames
Kierkegaard: Sick to death
Leibniz: Monadnucleosis
Machiavelli: Intriguing causes
Nietzsche: Overpowered himself
Parmenides: No two ways
Plantinga: Of necessity
Plato: Caved in
Rand, Ayn: Objectified ego
Smith, A: Invisible hand
Wittgenstein: Became the late Wittgenstein

Inanca saygi


"
“İnançlara saygıyı” ben savunmadım. Savunmam da.

“İnsana saygıyı” savunurum, bakın o başka. Bunun doğal ve mantıkî uzantısı olarak, özgürlüğü savunurum. İnsanı öküz değil insan yerine koyuyorsan, istediği gibi olma ve istediğine inanma özgürlüğünü de savunacaksın. Hata yapma özgürlüğü de buna dahildir. Saçmalama özgürlüğü de dahildir. Benim yanlış diye bildiğim şeylere doğru deme özgürlüğü de dahildir –yeter ki başkasının alanına çok fazla tecavüz etmesin. Bunu kısmaya çalışan kim olursa olsun karşı çıkarım. Eğer devletse, meşruiyetini kaybetmiş bir şer örgütü olduğuna kanaat getiririm. Olmaz olsun öyle devlet!

Ama yanlış inanca neden saygı duyayım ki? Misal, adam “Şirince’nin şarabı Fransız şaraplarından üstündür” diyor, inanıyor diye saygı mı duyacağız? Hititler Türktür diyor, yıllar boyu uğraşıp bir yalan abidesi dikiyor, kendince samimi yahut samimimtrak da görünüyor, “peki madem, kırmayalım garibi” diye susup oturacak mıyız? “Lat, Menat ve Uzza yüce tanrılardır, seni çarpar” dediklerinde, inançlara saygı faslından gidip puthanenin kapısında el pençe divan mı duracağız?

Ben durmam şahsen. Durmamayı da yalnız hak değil, ödev bilirim, mecburiyet sayarım. Vicdan dediğin bu iş için var işte. Bazen susmayı tercih edersin belki: tembellikten susarsın, bencillikten susarsın, korktuğundan susarsın. Rahatımı bozmayayım dersin. Yahut şimdi sırası değil diye düşünürsün; üzmeyelim adamı diye düşünürsün; ikna edemem boşuna yormayayım diye düşünürsün. Zor yanlışı bırak, kolayıyla uğraş diye hesap yaparsın. Ama temel ilke değişmez: cahili irşad etmek, görevlerin en yücesidir.

İrşad yalnız tatlı tatlı anlatmak değildir: bazen dalga geçmek, bazen gürlemek, bazen alttan alıp hak vermek gerekir. Kimi zaman da öyle bir laf sokarsın ki hayat boyu muhatabının aklından çıkmaz, beynine çivi gibi çakılır kalır. İnsanların canını yakmak kötüdür, evet. Ama cahil kalmalarına izin vermek daha mı az kötüdür?

Ha, belki ben yanlış biliyorumdur. Batıl dediğim adamlar benden daha akıllıdır. Olabilir. Mümkün. Belki. Ama âlim-i mutlak değilim diye susup oturmam mı gerek?

*

Benim oğlanı beş yaşındayken iğne olmaya götürmüştük, doktora öyle yakası açılmadık küfürler etti ki hayret ettik bu çocuk bu lafları nereden öğrenmiş diye. Şimdi düşünüyorum, tetanos aşısı o kadar acıtıyorsa insanın beynine çivi çakmak ne kadar acıtıyordur kimbilir.


21 Ekim 2009 Çarşamba

Milanliyim

Nedeni basit. Oldukca kisa bir surede imparator Fatih Terimi "anladiklari" ve O`na yakisani yaptiklari icin.kac yil gecti aradan biz hala `anlayamadik` adami. Ne esi benzeri bulunmaz adammis vesselam

Ne menem bir uyaridir bu!

Yan tarafa "yazılar birbirinden tamamen bağımsız yada birbiriyle tamamen bağımlı değildir.Kronolojik sırasıyla okuyunuz!"diye bir ifade ekledik. Simdi zamaninda google`da "kelimelerim kavramlarim dusuncelerim" diye arama yapip bizim bloga gelmis ve ayni zamanda felsefenin bunalimina dusmus bir kisi tasavvur edelim. Felsefeci bu; neyi, ne zaman, nasil dusunup merak edecegi belli olmaz!

Bu sahis sitemize ilk geldiginde, aramis oldugu konuyla ilgili bilgi almak icin blogumuzda yer alan yaziyi okumaya koyulmus olsun.Dikkat etmemiz gereken nokta soz konusu yazinin blogumuzun "ilk yazisi" olmamis olmasidir. Bu `rasyonel` arkadas yaziyi okuya dursun,birden yandaki uyariya gozu takilip dusunmeye baslamis olsun. Aman Allah`im! dehsete kapilip paradokslar icinde bulacaktir kendini. Uyariya dikkatinizi cekerim: "kronolojik sirasiyla okuyunuz".(simdilik uyarinin ilk kismini geciyorum. Zira sembolik mantik cercevesi altinda gelecek yazimda detayli olarak ele alinacaktir)

Ilk olarak muhtemelen "kronolojik sirasiyla okumuyorsaniz bir sey anlamazsiniz" anlamini cikarabilecek ve siteyi kapatacaktir. Zira zrtik biz kendisinden `mumkun`olmayan bir sey istemisizdir. Ortalardaki yazidan okumaya baslamistir ve artik ne yapsa `kronolojik olarak okumak` bu kisi icin ihtimal dahilinde degildir.

Cozum olarak; ya onun olup tekrar dirilmesi ve olasi tekrar bu siteye yolunun dusmesi halinde ilk olarak `uyari`yi, sonra da hicbir kelimeyi okumadan,dogruca `ilk yazimizi` okumayi ve sonrasinda sirasiyla diger yazilarimizi okumayi sunabilecektir. Ya da bu siteyle ilgili butun izlerin,bilgilerin zihninden silinmesini(idendity problem) ve sonra olasi bu siteye tekrar yolu dusmesi halinde yine once `uyari`yi ve sonra ilk yazidan baslayarak `bihakkin kronolojik olarak` okumaya devam edilmesi gerekliligini size savunacaktir. Zira `kronolojik olarak okuma`zorunlulugu kavramsal analiz sonucunda bunu gerektirir. Bu sartlarda baska bir yol biliyorsaniz yorumlar acik.

Sizi ikna etmedi mi? Bence bu aciklamalardan baska boylesi `actual` bir durumun daha `rasyonel` aciklamasi,ifade edilis sekli olamaz.

Simdi gelelim asil parmak basmak istedigimiz konuya. Sayet bizim uyarimiz `justified true belief` sifatli ilahi-tanrisal bir emir olsaydi, bu sahsin yaptigi kavramsal cikarimlari ontolojik anlamda reenkarnasyon-ya da baska tarzda bir olup dirilme formu- icin kesin ve mutlak bir delil olacakti. Sonra bazilari bu durumu farkedip "peh peh böyle emir veren tanri olmaz olsun, tanri yoktur" diyerek baska bir rasyonel aciklama temelli inanci dile getireceklerdi. Goruldugu gibi durum vahim,gel de cik isin icinden!

Peki Tanri aslinda bizim "uyari"nin icerigiyle elele olabilecek bir emir vermis midir vermemis midir? Kisacasi bizim uyarimiz aslinda zimnen de olsa Tanrinin bir uyarisi icerigine sahip degil midir? Islama gore kutsal kitaplar belirli bir kronolojik periyoda gore gonderilmis ve en sonunda Kur`an indirilmemis midir? Eger oyleyse, yandaki uyarinin mantiksal acidan incelenmesi, dinler tarihini analiz etmemizde yardimi soz konusu olacaktir.

Simdilik yazimiza son verelim ve Hallacin o meshur sozunu -`bazilari` icin kiskirtici bir sekilde- yazarak bitirelim.

Enel Hakk(?)

15 Eylül 2009 Salı

Wittgenstein der ki:

"Bir Tanrı’ya inanmak dünya olguları hakkında henüz son sözün söylenmediğini görmektir"

20 Aralık 2008 Cumartesi

hasta adam!

hayat; bir takım sanrı örüntülerinin görüntüleridir.

13 Aralık 2008 Cumartesi

İlk "SAV" ım bir tuval

Sana bir şey söyleyecektim unuttum
Sonra unuttuğumu da unuttum.
Üçüncü halin imkansızlığı şemsiyesi altında,
Seni yağmuru sever gibi sevmiyor değilim.

Is it raining cats and dogs?

07 Aralık 2008 Pazar

What is actual is religious,What is religious is actual

Varolan din anlayışı kodları doğru bir şekilde "çözümlenmeden",Türkiye özelinde çoğu müslüman toplumun politik,ekonomik vs. konulara yaklaşımlarını anlamanın güdük kalacağı ve geniş müslüman kesimin var olagelen davranış ve düşünce tarzının "din kaynaklı" değil, zaten var olagelen bir zihniyetin "din tandanslı meşrulaştırma" süreci olduğu inancındayım.